Bölüm 12
2022 ve 2024 Süreçleri
Beş yıllık sözleşme bittiğinde piyasa küçülmüştü
2016’da yıllık 500 milyon dolar artı KDV üzerinden kurulan beş sezonluk yayın sözleşmesi, 2021–2022 sezonunun sonunda tamamlandı. Ancak yeni ihale, önceki sözleşmenin başladığı ekonomik ortamda yapılmıyordu.
Türk lirası dolar karşısında önemli ölçüde değer kaybetmişti. Yayıncı ile TFF arasında birkaç kez ek sözleşme imzalanmıştı. Pandemi, ticari işletme aboneliklerini ve maç takvimini etkilemişti. Kulüplerin yayın gelirine bağımlılığı artmıştı. Korsan internet yayınları ve IPTV, ücretli platformların gelir modelini daha fazla tehdit etmeye başlamıştı.
Yeni yayın ihalesi bu nedenle 2016’daki rekor bedeli daha da yukarı taşıyacak sıradan bir fiyat yarışı olmayacaktı. Önceki beş yılın anlaşmazlıklarını çözmesi, farklı yayıncıları pazara çekmesi ve Türk futbolunun düşen yayın değerini yeniden yükseltmesi bekleniyordu.
Fakat 2022 süreci, beklentinin tersine, Türkiye’de yayın hakkı ihalesinin sonuçlandırılamadığı en karmaşık dönemlerden birine dönüştü.
2022 ihalesi: Hakları parçalayarak rekabet yaratmak
TFF, 20 Ocak 2022’de Süper Lig ve TFF 1. Lig yayın hakları için yeni ihale sürecini başlattı. Şartname, Paket 1-A’dan Paket 1-F’ye kadar uzanan altı ana yayın grubunun yanında Paket 2, Paket 3 ve bütün hakları birleştiren Paket 4’ü içeriyordu.[1]
Bu yapı, 2016’daki dört paketli sistemden daha ayrıntılıydı.
Amaç, bütün ekonomik değeri tek bir ana pakette toplamak yerine maçları, özetleri, dijital kullanımları ve uluslararası satış haklarını farklı kuruluşların satın alabileceği parçalara ayırmaktı.
Böylece yalnızca uydu platformlarının değil; dijital yayın şirketlerinin, telekomünikasyon kuruluşlarının, şifresiz televizyon kanallarının, uluslararası spor pazarlama şirketlerinin ve internet platformlarının da ihaleye katılması hedefleniyordu.
TFF’nin açıklamasına göre 36’sı yurt dışından olmak üzere toplam 46 şirket ihale dokümanlarını aldı. Bu sayı, süreç başlamadan önce yayın haklarına büyük bir uluslararası ilgi bulunduğu izlenimini yaratıyordu.[2]
Ancak şartname alan şirket sayısı ile teklif veren şirket sayısı aynı değildi.
İhale belgelerini incelemek, hakların ekonomik ve teknik şartlarını öğrenmek amacıyla yapılabilir. Şirket, şartnameyi aldıktan sonra fiyatı yüksek, yükümlülükleri ağır veya pazar beklentisini yetersiz bularak teklif vermeyebilir.
2022 sürecinde de 46 şirketin ilgisi güçlü bir fiyat rekabetine dönüşmedi.
Teklifler beklentinin çok altında kaldı
Yayın İhale Komisyonu 28 Şubat 2022’de gelen teklifleri değerlendirdi.
Bütün hakları bir araya getiren Paket 4 için tek teklif Digiturk tarafından verildi. Teklif 2 milyar 105 milyon lira artı KDV’ydi. TFF bu teklifi kabul etmedi.
Federasyon kararında, bedelin 2021–2022 sezonundaki yayın gelirinden ve geçmiş yıllarda ödenen tutarlardan düşük olduğunu belirtti. Digiturk ile önceki dönemlerde yaşanan sorunlar ile kulüplerin bu rakamı kabul etmeyeceği yönündeki açıklamalar da ret gerekçeleri arasında gösterildi.[3]
Bu karar, 2016’dan sonra yayın hakkının ekonomik değerinde yaşanan düşüşü görünür hâle getiriyordu. 2016 sözleşmesi dolar üzerinden açıklanmıştı. 2022’de gelen ana teklif Türk lirası cinsindendi.
İki rakam yalnızca para birimleri farklı olduğu için doğrudan karşılaştırılamaz. Ancak yeni teklifin TFF ve kulüpler tarafından önceki sezonun gerçekleşen gelirinin bile altında görülmesi, pazarın 2016’daki rekordan ne kadar uzaklaştığını gösteriyordu. TFF, bütünleşik Paket 4 teklifini reddettikten sonra paketleri ayrı ayrı sonuçlandırmaya çalıştı.
En değerli paket neden dışarıda kaldı?
İhalenin ekonomik merkezi Paket 1-A’ydı. Bu pakette sekiz derbi bulunuyor, paketi alan yayıncı haftanın birinci ve üçüncü maçlarını seçme hakkına sahip oluyordu. Dolayısıyla en fazla izlenmesi beklenen karşılaşmaların ve büyük kulüplerin önemli maçlarının önemli bölümü bu paket içinde yer alıyordu.
Digiturk, Paket 4 içindeki fiyat kırılımında Paket 1-A için 810 milyon lira artı KDV bedel göstermişti. Fakat Paket 1-A’ya başka bir şirket teklif vermedi.
TFF, hem teklifin yetersiz bulunması hem de rekabetçi bir alternatif oluşmaması nedeniyle bu paketi ihale kapsamının dışında bıraktı. Paketle ilgili daha sonra başka çalışmalar yapılmasına karar verildi.[3]
Böylece ihale daha başlangıçta temel bir sorunla karşılaştı. Daha küçük ve ikincil paketler için farklı kuruluşlardan teklifler bulunabiliyordu. Ancak ligi ticari olarak taşıyacak en değerli maç grubu için mevcut yayıncı dışında alıcı çıkmamıştı. Bu durum paketlere ayırmanın sınırını gösterdi. Bir lig hakkı teknik olarak çok sayıda parçaya bölünebilir. Fakat en fazla abone ve reklam geliri üreten maçlar belirli bir pakette toplanıyorsa, o paketi almadan diğer hakların ekonomik değeri sınırlı kalabilir.
Saran ve TRT sürece giriyor
TFF, Digiturk’ün bazı paketler için belirlenen süre içinde sözleşme imzalamaması hâlinde hakların ikinci en yüksek teklif sahiplerine geçeceğini açıkladı.
7 Mart 2022’de yapılan resmî açıklamaya göre Digiturk; Paket 1-B, 1-C, 1-D, 1-E, 1-F, Paket 2 ve Paket 3 için verilen süre içinde sözleşme imzalamadı. Bunun üzerine ilgili haklar, teklif sıralamasına göre Saran Medya ve TRT’ye geçti.[4]
Bu aşama, Süper Lig yayınlarının uzun yıllardan sonra birden fazla ana kuruluş arasında bölünebileceği ihtimalini doğurdu. Saran Medya, spor yayıncılığı ve uluslararası hak pazarlaması alanında çalışan deneyimli bir şirketti. TRT ise şifresiz yayın, özet ve alt lig hakları bakımından sistemde yer alabilecek kamu yayıncısıydı. Ancak paketlerin ikinci teklif sahiplerine geçmesi, ihalenin tamamlandığı anlamına gelmiyordu.
Her kuruluşun şartnameye uygun sözleşme imzalaması, teminatlarını sunması, teknik yayın yükümlülüklerini üstlenmesi ve diğer paketlerle birlikte çalışabilecek bir dağıtım sistemi kurması gerekiyordu. Üstelik en değerli Paket 1-A hâlâ çözülememişti.
Bir yayıncı bazı karşılaşmaları, başka bir yayıncı özetleri ve bir başka kuruluş dijital hakları alabilirdi. Fakat büyük maçların ve haftanın öncelikli seçim haklarının bulunduğu ana paketin yayıncısı belirlenmeden bütün sezonun ticari ve teknik düzeni kurulamazdı.
2022 ihalesi bu nedenle bir alıcı bulma sorunundan çok, parçaların birlikte çalışacağı bütünlüklü bir sistem kurma sorununa dönüştü.
Süper Lig TV ihtimali
Paket 1-A için uygun teklif alınamaması üzerine kulüplerin ve TFF’nin kendi yayın sistemini kurması ihtimali de gündeme geldi. Bu model kamuoyunda genel olarak “Süper Lig TV” adıyla tartışıldı.
Lig veya kulüpler canlı görüntüyü kendisi üretebilir, yayınları mevcut televizyon ve internet platformlarına dağıtabilir ve abonelik gelirini doğrudan kontrol edebilirdi. Teorik olarak bu sistemde bir aracı yayıncıya bütün hakların devredilmesi gerekmeyecekti.
Fakat doğrudan lig kanalı kurmak yalnızca bir televizyon markası oluşturmaktan ibaret değildi. Her hafta bütün stadyumlarda yayın prodüksiyonu yapılması, kameraların ve canlı yayın araçlarının sağlanması, uydu ve internet dağıtımının kurulması, abonelik ve tahsilat sistemi oluşturulması, müşteri hizmetlerinin verilmesi, korsan yayınla mücadele edilmesi, reklam ve sponsorluk satılması, yurt dışı haklarının pazarlanması gerekiyordu.
Bunların tamamı yüksek başlangıç yatırımı, teknik deneyim ve düzenli işletme sermayesi gerektiriyordu.
Mevcut yayıncı, yıllardır kullandığı stüdyolara, teknik ekibe, dekoderlere, uygulamalara, müşteri veri tabanına ve tahsilat ağına sahipti. Sıfırdan kurulacak lig kanalının ise ilk maç başlamadan önce bütün bu sistemleri hazır etmesi gerekiyordu. Süper Lig TV seçeneği, kulüplerin yayın gelirini doğrudan kontrol etme isteğini gösterdi. Ancak 2022 yazına kadar uygulanabilir bir yayın düzenine dönüşmedi.
Komisyon dağıldı, ihale iptal edildi
İhale süreci aylar boyunca sonuçlandırılamadı. Bu sırada TFF yönetimi değişti. Mehmet Büyükekşi 16 Haziran 2022’de TFF başkanlığına seçildi.
Yeni yönetim, devam eden ihale dosyasını önündeki en acil sorunlardan biri olarak buldu. Liglerin başlamasına az kalmış, transfer dönemi açılmış ve kulüpler yeni sezon gelirlerinin ne kadar olacağını hâlâ öğrenememişti. TFF Yönetim Kurulu 23 Haziran 2022’de yayın ihalesini iptal etti.
Federasyon kararında dört temel gerekçe açıkladı: Dokuz kişilik Yayın İhale Komisyonunun yedi üyesinin ayrılması nedeniyle komisyonun işlevsiz hâle gelmesi, isteklilerin şartname koşullarına uygun teklifler vermemesi, uygun bulunan bazı paket tekliflerinin toplamının hedeflenen fiyatın çok uzağında kalması, yayın sektöründeki koşullar.[5]
TFF ayrıca transfer sezonunun başlamış olması ve liglerin açılışına az zaman kalması nedeniyle yeni bir ihale düzenlemenin mümkün olmadığını belirtti.
Böylece Ocak 2022’de başlayan, 46 şirketin şartname aldığı ve çok sayıda paketin hazırlandığı süreç, beş ay sonra hiçbir bütünleşik yayın modeli kurulamadan sona erdi.
İhale teknik olarak iptal edilmişti. Fakat lig maçlarının yine de yayımlanması gerekiyordu.
İhale yapılmadan iki yıllık devam kararı
TFF, 2022 ihalesini iptal ettiği gün mevcut yayıncı Digiturk beIN Media Group ile iki yıllık uzatma sözleşmesi yapılmasına karar verdi.
Sözleşme 2022–2023 ve 2023–2024 sezonlarını kapsıyordu.[5]
Bu işlem yeni bir ihale sonucu değildi.
Rakip şirketlerin teklif verdiği ve en yüksek bedelin açık artırmayla belirlendiği bir süreç sonunda ortaya çıkmadı.
Sonuçlandırılamayan ihalenin ardından, liglerin başlamasına çok az süre kalması nedeniyle mevcut yayıncıyla doğrudan görüşülerek kurulan geçici bir devam düzeniydi.
İmza töreni 24 Haziran 2022’de yapıldı.
TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi, göreve geldiklerinde üzerinde anlaşılmış rakamın 2 milyar 50 milyon lira olduğunu, yapılan görüşmelerle bedelin 150 milyon lira artırılarak 2 milyar 200 milyon liraya çıkarıldığını açıkladı.[6]
Bu rakam ilk sezonun yayın bedeliydi.
İki yıllık toplam sözleşme bedeli değildi.
2023–2024 sezonunda ödeme, ilk sezon bedelinin üzerine yıllık tüketici fiyat endeksinin yarısı oranında artış uygulanarak hesaplanacaktı.[6]
Dolayısıyla doğru ayrım şudur:
2022–2023 sezonu bedeli: 2 milyar 200 milyon lira.
2023–2024 sezonu bedeli: İlk sezon bedelinin, yıllık TÜFE’nin yarısı oranında artırılmış hâli.
2023–2024 sezonunda bu formül sonucunda yayın bedelinin yaklaşık 2 milyar 630 milyon liraya yükseldiği bildirildi.[7]
Bu anlaşma, 2016’daki dolar sözleşmesinden farklı olarak temel bedeli Türk lirasına bağladı.
Yayıncı açısından büyük kur riskinin önemli bölümünü ortadan kaldırıyordu.
Kulüpler açısından ise yüksek enflasyon ortamında gelirin yalnızca yıllık TÜFE’nin yarısı kadar artırılması, paranın gerçek satın alma gücünün bütünüyle korunamayabileceği anlamına geliyordu.
2,2 milyar lira başarı mı, değer kaybı mıydı?
2022 anlaşması iki farklı biçimde değerlendirilebilirdi.
İhale çıkmazını çözmesi, liglerin yayınsız kalmasını önlemesi ve kulüplere yeni sezon için belirli bir gelir sağlaması bakımından kısa vadeli bir başarıydı.
Yeni TFF yönetimi, daha önce varılan 2 milyar 50 milyon liralık mutabakatı 150 milyon lira artırmıştı.
Ancak uzun vadeli değer açısından bakıldığında yayın hakkı, 2016’daki seviyesinin çok altındaydı.
2016’da sezonluk net bedel 500 milyon dolar olarak açıklanmıştı.
2023–2024 sezonundaki yaklaşık 2 milyar 630 milyon liralık bedel, dönemin döviz kuruyla yaklaşık 97,5 milyon dolar seviyesine karşılık geliyordu.[7]
Bu karşılaştırma yapılırken iki uyarı gerekir.
2016’daki 500 milyon dolar ihale anındaki nominal sözleşme bedeliydi ve sonraki sezonlarda tam olarak korunamamıştı.
2023–2024 için verilen 97,5 milyon dolar ise Türk lirası sözleşme bedelinin belirli bir tarihteki güncel kurla çevrilmiş yaklaşık karşılığıydı.
Buna rağmen fark o kadar büyüktü ki genel yön tartışmalı değildi.
Türk futbolunun yayın hakkı dolar cinsinden değer kaybetmişti.
Piyasa 2016’daki fiyatı artık üretmiyordu.
İki yıllık uzatma neden geçiciydi?
TFF ve beIN Media Group arasındaki 2022 sözleşmesi yalnızca iki sezonu kapsıyordu.
Bu tercih tarafların uzun vadeli geleceği hemen belirlemek yerine geçici bir istikrar dönemi kurduğunu gösteriyordu.
TFF açısından iki yıl: Başarısız 2022 ihalesinin ardından yeni bir şartname hazırlamak, yayın pazarındaki dijital gelişmeleri izlemek, kulüplerin gelir beklentilerini yeniden değerlendirmek ve daha güçlü bir ihale ortamı oluşturmak için zaman sağlıyordu.
beIN açısından ise Süper Lig’i kaybetmeden Türkiye pazarındaki faaliyetini sürdürme imkânı veriyordu. Şirket uzun süreli dolar yükümlülüğü yerine Türk lirası üzerinden iki yıllık daha sınırlı bir risk üstlenmişti.
Ancak kısa sözleşme belirsizliği bütünüyle ortadan kaldırmadı.
2023–2024 sezonu başladığında kulüpler yalnızca birkaç ay sonra yeni bir ihale yapılacağını biliyordu.
Yayıncı ise platform ve prodüksiyon yatırımlarını üç, beş veya daha uzun bir dönem için garanti edilmiş hakka dayandıramıyordu. İki yıllık uzatma sistemi ayakta tuttu. Yayın pazarının yapısal sorunlarını çözmedi.
2024 ihalesi: Beş paket ve üç sezon
TFF, 3 Ocak 2024’te yeni yayın ihalesini başlattı.
İhale 2024–2025, 2025–2026 ve 2026–2027 sezonlarını kapsıyordu.
Haklar Paket A, Paket B, Paket C, Paket D ve bütün yayın haklarını birleştiren Paket E olarak düzenlendi. Sürecin kapalı teklif ve pazarlık yöntemiyle yürütüleceği açıklandı.[8]
TFF’nin 2022’deki çok sayıda alt paketten daha sade bir yapıya geçtiği görülüyordu.
Üç sezonluk süre de iki farklı ihtiyacı dengelemeye çalışıyordu.
Tek sezonluk veya iki sezonluk sözleşmeden daha uzun olduğu için yayıncıya yatırım ve abonelik planlaması imkânı veriyordu.
Beş yıllık sözleşmeye göre daha kısa olduğu için kur, teknoloji ve pazar koşullarındaki değişime karşı TFF’yi uzun süre tek anlaşmaya bağlamıyordu.
İhale belgelerinin satış bedeli 300 bin lira olarak belirlendi. Belgeleri alma süresi daha sonra 2 Şubat 2024’e kadar uzatıldı.[9]
Teklifler 14 Şubat’ta noter huzurunda açıldı.
Ancak TFF, ilk aşamada tekliflerin parasal ayrıntılarını kamuoyuyla paylaşmadı. Komisyonun teklifleri 19 Şubat’tan itibaren pazarlık yöntemiyle değerlendireceği ve süreci 29 Şubat’a kadar tamamlamayı hedeflediği açıklandı.[10]
Saran yeniden rakip oluyor
2024 ihalesinde mevcut yayıncı beIN’in karşısındaki en görünür rakip Saran Medya’ydı.
TFF, 19 Şubat’taki komisyon toplantısında Saran Medya temsilcilerinin görüşmeye davet edildiğini resmen duyurdu.[11]
Bu görüşme, 2022 sürecinde ikinci teklif sahibi olarak öne çıkan Saran’ın 2024’te de yayın haklarını almak için ciddi bir aday olduğunu gösteriyordu.
Saran’ın varlığı, 2016 ihalesinde eksik kalan rekabeti yeniden yaratma ihtimali taşıyordu.
Mevcut yayıncı beIN’in: Yerleşik abone tabanı, uydu platformu, TOD ve beIN Connect gibi dijital hizmetleri, prodüksiyon altyapısı, yurt içi ve yurt dışı dağıtım ağı bulunuyordu.
Saran ise farklı kanallar, dijital servisler ve uluslararası hak pazarlama deneyimiyle alternatif bir model sunabilirdi. Ancak kamuya açık resmî TFF açıklamalarında Saran’ın son teklifinin tam tutarı yayımlanmadı. Bu nedenle basında yer alan farklı Saran rakamları, resmî ihale sonucu olarak kullanılmamalıdır. Kesin biçimde söylenebilecek olan, Saran’ın ihaleye teklif verdiği ve TFF tarafından pazarlık görüşmesine çağrıldığıdır.
Teklifler yetersiz bulundu, ihale iptal edildi
Yayın İhale Komisyonu 29 Şubat 2024’te yaptığı toplantıda gelen tekliflerin yetersiz olduğu sonucuna vardı.
Komisyon ihalenin iptal edilmesi yönünde tavsiye kararı aldı. TFF Yönetim Kurulu bu tavsiyeyi kabul ederek ihaleyi iptal etti.[12]
Bu karar ilk bakışta 2022’de yaşanan sürecin tekrarı gibi görünüyordu. Teklifler alınmıştı.
Pazarlık yapılmıştı.Fakat federasyon ve kulüpler bekledikleri ekonomik değere ulaşamamıştı. Ancak TFF bu kez süreci aylarca sürdürmedi. İhalenin iptal edildiği gün yeni ve kısa bir teklif penceresi açıldı.
TFF, muhammen bedel ve diğer asgari kriterlerin karşılanması şartıyla bütün ilgililerin 2 Mart 2024 saat 13.00’e kadar yeni teklif sunabileceğini açıkladı. Karar 29 Şubat’ta duyurulmuştu. Son süre 2 Mart öğle saatleriydi. Başka bir ifadeyle piyasanın önünde yaklaşık iki günlük son bir fırsat bulunuyordu. Bu yöntem klasik ihale akışının dışına çıkıyordu.
İlk ihale iptal edilmiş, fakat haklar için istenen asgari şartları karşılayacak yeni teklife kapı açık bırakılmıştı. TFF açısından amaç, düşük teklifleri kabul etmeden lig başlamadan aylar önce yayıncıyı belirlemekti. Yayıncılar açısından ise artık son fiyatlarını verme zamanıydı.
beIN son anda fiyatı yükseltiyor
2 Mart 2024’te Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon AŞ, yani beIN Media Group, bütün hakları kapsayan Paket E için sezonluk 182 milyon dolar teklif sundu.
Teklif noter huzurunda açıldı. TFF Yayın İhale Komisyonu 182 milyon dolarlık teklifi kabul etti ve beIN ile ön sözleşme imzaladı.[13] KDV dâhil sezonluk toplam 218 milyon 400 bin dolardı.
Böylece yeni sözleşmenin yıllık nominal büyüklüğü şöyle oluştu: KDV hariç hak bedeli: 182 milyon dolar. KDV: 36 milyon 400 bin dolar. KDV dâhil yıllık ödeme yükü: 218 milyon 400 bin dolar.
Üç sezonluk nominal toplam: KDV hariç: 546 milyon dolar. KDV dâhil: 655 milyon 200 bin dolar.
Bu toplamların üç sezon boyunca fiyatın değişmediği nominal hesap olduğu belirtilmelidir.
Ödeme sistemi yalnızca sabit doların her taksit tarihinde güncel kurdan çevrilmesine dayanmıyordu.
Dolar sözleşmesine dönüş, fakat tam güncel kur değil
2022 anlaşması Türk lirası üzerinden yapılmıştı. 2024 ihalesiyle yayın hakkı yeniden dolar üzerinden tanımlandı. Ancak 2016’da yaşanan kur tartışmalarının ardından yükümlülüğün tamamı güncel döviz kuruna bırakılmadı.
182 milyon dolarlık yıllık bedelin yarısı, yani 91 milyon dolarlık bölümü ödeme tarihlerindeki güncel dolar kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecekti. Kalan 91 milyon dolarlık bölüm için 2 Mart 2024 tarihindeki 31,30 liralık kur esas alınacaktı.[14]
Böylece ilk sezonun ödeme yapısı iki ayrı kurdan oluşuyordu: Bedelin yüzde 50’si güncel kur, bedelin yüzde 50’si 31,30 liralık sabit başlangıç kuru.
31,30 liralık bölüm sonraki sezonlarda tamamen aynı kalmayacak, enflasyon oranında artırılacaktı. Bu ayrım önemlidir. “Üç sezon boyunca bedelin yarısı 31,30 liradan ödenecek” demek doğru değildir. 31,30 lira yalnızca ilk sezonun sabit bölümünün başlangıç değeriydi.
Sonraki sezonlarda bu bölüm enflasyonla güncellenecekti.
Sistem 2016 sözleşmesindeki karma kur yöntemine benziyordu. Yayıncı, bütün bedeli gelecekteki belirsiz dolar kurundan ödeme riskini üstlenmiyordu. Kulüpler de ödemenin tamamını uzun süre değişmeyen sabit kurdan alma riskine bırakılmıyordu. Buna rağmen 182 milyon dolarlık başlık rakamı ile kulüplerin fiilen alacağı Türk lirası arasında yine fark oluşacaktı.
Güncel kurun seviyesi, enflasyon güncellemesi, ödeme tarihleri, TFF ve alt lig kesintileri kulüplere dağıtılacak gerçek tutarı belirleyecekti.
Ön sözleşme ile nihai imza arasındaki fark
TFF, 2 Mart açıklamasında beIN’in teklifiyle ön sözleşme imzalandığını ve hukukî sürecin 11 Mart’a kadar tamamlanmasının planlandığını duyurdu.[13]
Yeni yayın döneminin resmî imza töreni ise 1 Ağustos 2024’te yapıldı.
Bu iki tarih birbirine aykırı değildir.
2 Mart’ta teklif kabul edilmiş, ihale sonucu belirlenmiş, ön sözleşme imzalanmıştı.
1 Ağustos’ta ise yeni TFF yönetiminin de katıldığı törenle üç sezonluk yayın hakları anlaşması kamuoyuna resmen tanıtıldı.
TFF’nin 1 Ağustos açıklamasına göre Digiturk, Süper Lig ve TFF 1. Lig’in yurt içi ve yurt dışı yayın haklarını 2027’ye kadar elinde tutmaya devam edecekti.[15]
Böylece beIN, yalnızca Türkiye’deki canlı yayınları değil, ligin uluslararası pazarlamasını da sürdürme hakkı elde etti.
2001’den 2027’ye aynı yayın zinciri
2024 anlaşması, Türk futbol yayıncılığında dikkat çekici bir devamlılık yarattı.
Digiturk ve Lig TV, 2000–2001 sezonunun ikinci yarısında Süper Lig yayınlarına başlamıştı.
Lig TV 2017’de beIN Sports adını aldı.
Şirketin sahibi değişmiş, kanal markası değişmiş ve yayın televizyon ekranından internet uygulamalarına yayılmıştı.
Ancak ana yayıncı zinciri kesilmemişti.
Yeni sözleşmenin son sezonu 2026–2027’ydi.
Böylece Digiturk–Lig TV–beIN Sports çizgisi, kesinti yaşanmaması hâlinde yaklaşık yirmi altı yıl boyunca Süper Lig’in ana canlı yayıncısı olacaktı.
Bu devamlılık yayıncının pazardaki başarısını gösteriyordu.
Aynı zamanda Türkiye’de gerçek bir yayıncı değişiminin neden bu kadar zor olduğunu da ortaya koyuyordu.
Yeni bir şirketin yalnızca daha yüksek fiyat teklif etmesi yetmiyordu.
Bütün maçları üretecek teknik ekibe, kanallara ve dijital platforma, abonelik ve tahsilat sistemine, ticari işletme ağına, yurt dışı pazarlamasına, arşiv ve haber görüntüsü dağıtımına aynı anda hazır olması gerekiyordu.
Mevcut yayıncı bu altyapıya zaten sahipti. Rakibin ise ihale kazanması hâlinde kısa süre içinde bütün sistemi kurması gerekiyordu. Bu yapısal avantaj, beIN’in teklif yarışındaki konumunu güçlendiriyordu.
2022 ile 2024 arasındaki değişim
İki ihale dönemi yan yana konulduğunda yayın pazarındaki dönüşüm daha açık görülür.
2022’de çok sayıda ve karmaşık paket hazırlanmış, 46 şirket şartname almış, en değerli paket için Digiturk dışında teklif çıkmamış, bazı paketler Saran ve TRT’ye geçmiş, bütünleşik sistem kurulamamış, ihale iptal edilmiş, mevcut yayıncıyla iki yıllık Türk lirası sözleşmesi yapılmıştı.
2024’te paket sayısı sadeleştirilmiş, kapalı teklif ve pazarlık yöntemi uygulanmış, Saran mevcut yayıncıya karşı ciddi rakip olarak sürece girmiş, ilk teklifler yetersiz bulunmuş, ihale iptal edilmiş, yaklaşık iki günlük son teklif süresi açılmış, beIN 182 milyon dolarlık teklifle bütün hakları almıştı.
2022’de çözüm, ihale dışı iki yıllık uzatmaydı. 2024’te çözüm, iptal edilen ihalenin ardından gelen son teklif ve yeni üç yıllık sözleşmeydi.
İki süreçte de ilk teklifler TFF’nin beklentisini karşılamadı. İki süreçte de mevcut yayıncı sonuçta hakları korudu. Fakat 2024’te Saran’ın rekabeti ve TFF’nin son teklif için koyduğu asgari şartlar, fiyatın 2022–2024 dönemine göre dolar cinsinden yükselmesini sağladı.
Rekabet fiyatı yükseltti, sistemi değiştirmedi
2024 ihalesi, rakip bir alıcının bulunmasının yayın hakkı bedeli üzerindeki önemini yeniden gösterdi.
Saran’ın sürece girmesi, beIN’in hakları düşük bir bedelle ve rakipsiz biçimde yenilemesini zorlaştırdı.
TFF’nin ilk teklifleri reddetmesi ve muhammen bedeli karşılayacak son teklif istemesi de fiyatın yükselmesinde etkili oldu.
Fakat rekabetin sonucu yayın pazarının yapısal olarak parçalanması olmadı.
Süper Lig’in canlı yayınları, özetleri, dijital hakları, radyo kullanımları, yurt içi ve yurt dışı satışları yeniden tek ana yayıncıda toplandı.
Paketler ayrı ayrı tanımlanmıştı. Paket E bütün hakları yeniden birleştirdi.
Bu bakımdan 2016’daki D Paketi ile 2024’teki E Paketi aynı temel sonucu üretiyordu: Hakların teknik olarak bölünmesi, bütünleşik paketin tek yayıncıya verilmesiyle ekonomik yoğunlaşmayı ortadan kaldırmıyordu.
Rekabet ihale sürecinde yaşandı. Lig başladığında münhasırlık yeniden kuruldu.
Sonuçta…
2010’dan 2024’e kadar geçen dönem, Türkiye’de yayın hakkının yalnızca fiyatının değil, ekonomik biçiminin de sürekli değiştiğini gösterdi.
2010’da üç paket için yüksek dolar teklifleri vardı.
2016’da bütün haklar yıllık 500 milyon dolar artı KDV’yle tek şirkette toplandı.
2019’dan itibaren kur ve ek sözleşmeler bedeli aşağı çekti.
2022’de çok parçalı ihale sonuçlandırılamadı ve iki yıllık Türk lirası uzatmasına dönüldü.
2024’te yayın hakkı yeniden dolar üzerinden fiyatlandı; fakat kur riskinin yarısı sabit ve enflasyona bağlı Türk lirası formülüyle sınırlandırıldı.
Bütün bu değişikliklere rağmen ana yayıncı değişmedi.
Digiturk’ün Çukurova döneminde başlayan Lig TV modeli, beIN Media Group’un sahipliğinde beIN Sports ve TOD üzerinden devam etti.
Şirket değişmemiş değildi.
Ortakları, yönetimi, markası, teknolojisi ve sözleşme biçimi değişmişti.
Değişmeyen şey, Süper Lig’in ana canlı yayın hakkının aynı platform zincirinde kalmasıydı.
Ancak yayın hakkının kime satıldığı, ekonomik hikâyenin yalnızca bir tarafıdır.
Yayıncı federasyona ve kulüplere ne kadar öderse ödesin, bu parayı nihayetinde aboneliklerden, reklamlardan ve ticari işletmelerden elde ettiği gelirle karşılamak zorundadır.
Bundan sonraki temel soru, yayıncının futbol için ne kadar ödediği değil, taraftarın futbolu izlemek için ne kadar ödemek zorunda kaldığıdır.
Kaynak notları
[1] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhalesi için ihale dokümanlarını alma süreci başladı”, 20 Ocak 2022. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[2] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhalesi için ihale dokümanlarını alma süreci tamamlandı”, 11 Şubat 2022. TFF, 36’sı yurt dışından toplam 46 şirketin ihale dokümanlarını aldığını açıklamıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[3] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhalesi Hakkında Açıklama”, 28 Şubat 2022. Paket 4 için verilen 2 milyar 105 milyon liralık teklifin reddi, Paket 1-A’nın ihale dışında bırakılması ve diğer paketlere ilişkin kararlar bu açıklamada yer almaktadır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[4] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhalesi Hakkında Açıklama”, 7 Mart 2022. Digiturk ile sözleşme imzalanmayan paketlerin ikinci teklif sahipleri Saran ve TRT’ye geçtiği açıklanmıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[5] Türkiye Futbol Federasyonu, “TFF’den Açıklama”, 23 Haziran 2022. İhalenin iptal gerekçeleri ve mevcut yayıncıyla iki yıllık uzatma kararı bu açıklamada yer almaktadır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[6] Türkiye Futbol Federasyonu, “TFF ile Digiturk arasında medya yayın hakları sözleşmesi imzalandı”, 24 Haziran 2022; Anadolu Ajansı, “Süper Lig ve 1. Lig yayın hakları 2 yıl daha Digiturk beIN Media Group’un”, 24 Haziran 2022. İlk sezon bedelinin 2,2 milyar lira olduğu ve ikinci sezon için yıllık TÜFE’nin yarısı oranında artış uygulanacağı açıklanmıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[7] Anadolu Ajansı, “Süper Lig’de yeni sezonda her galibiyetin değeri 2 milyon 488 bin lira”, 9 Ağustos 2023. 2023–2024 sezonu yayın bedeli yaklaşık 2,63 milyar lira ve haber tarihindeki kurla 97,5 milyon dolar olarak verilmiştir. (Anadolu Ajansı)
[8] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhalesi İçin İhale Dokümanlarını Alma Süreci Başladı”, 3 Ocak 2024. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[9] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhale Komisyonu, İhale Dokümanlarının Alınma Süresini 2 Şubat’a Uzattı”, 29 Ocak 2024. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[10] Türkiye Futbol Federasyonu, 14 Şubat 2024 tarihli kamuoyu duyurusu. Tekliflerin noter huzurunda açıldığı ve değerlendirme toplantısının 19 Şubat’ta yapılacağı açıklanmıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[11] Türkiye Futbol Federasyonu, “Yayın İhale Komisyonu, Teklifleri Değerlendirmek Üzere Toplandı”, 19 Şubat 2024. Saran Medya temsilcilerinin pazarlık görüşmesine davet edildiği açıklanmıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[12] Türkiye Futbol Federasyonu, “Süper Lig ve 1. Lig Yayın İhale Komisyonu Toplandı”, 29 Şubat 2024. İhalenin iptali ve 2 Mart saat 13.00’e kadar yeni teklif süresi verilmesi bu açıklamada yer almaktadır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[13] Türkiye Futbol Federasyonu, “Süper Lig ve 1. Lig Yayın Hakları İhalesi’ne İlişkin Açıklama”, 2 Mart 2024. beIN’in Paket E için sezonluk 182 milyon dolar, KDV dâhil 218,4 milyon dolar teklif verdiği ve ön sözleşme imzalandığı açıklanmıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
[14] Anadolu Ajansı, “Süper Lig yayın bedelinin yarısı ABD doları diğer yarısı Türk lirası şeklinde ödenecek”, 5 Mart 2024. 182 milyon doların yarısının güncel kurdan, yarısının 31,30 liralık başlangıç kuru üzerinden ödeneceği belirtilmiştir. (Anadolu Ajansı)
[15] Türkiye Futbol Federasyonu, “Trendyol Süper Lig ve Trendyol 1. Lig, Üç Yıl Daha beIN Sports’ta”, 1 Ağustos 2024. Anlaşmanın yurt içi ve yurt dışı hakları kapsadığı ve 2027’ye kadar devam edeceği açıklanmıştır. (Türkiye Futbol Federasyonu)
Bu sahne sende ne bıraktı?